Arapça’da sayılar

Arapça Rakamların Yazılış Ve okunuşları

Sayılar

Müennes

Müzekker

1

١

(وَاحِدَة)

وَاحِد

vahid

1

١

(اِحْدَى)

اَحَد

Ehad

2

٢

(اِثْنَانِ)

اِثْنَانِ

İsnani

3

٣

(ثَلاَثَة)

ثَلاَث

Selase

4

٤

(اَرْبِعَة)

اَرْبَع

Erbae

5

٥

(خَمْسَة)

خَمْس

Hamse

6

٦

(سِتَّة)

سِتّ

Sitte

7

٧

(سَبْعَة)

سَبْع

Seb’a

8

٨

(ثَمَانِيَة)

ثَمَانٍ

Semaniye

9

٩

(تِسْعَة)

تِسْع

Tis’a

10

١.

(عَشْرَة)

عَشْر

Aşer

20

٢.

عِشْرُونَ

Işrun

30

٣.

ثَلاَثُونَ

Selasun

40

٤.

اَرْبَعُونَ

Erbaun

50

٥.

خَمْسُونَ

Hamsun

60

٦.

سِتُّونَ

Sittun

70

٧.

سَبْعُونَ

Sebun

80

٨

ثَمَانُونَ

Semanun

90

٩.

تِسْعُونَ

Tesun

100

١..

مِئَة

Mietun

200

٢..

مِئَتَانِ

Mietan

500

٥..

خَمْسُمِئَة

Hamsuneteun

1000

١…

اَلْف

Elfun

2000

٢…

اَلْفَانِ

elfani

3000

٣…

ثَلاَثَة آلاَفٍ

Selasetun elafun

5000

٥…

خَمْسَة آلاَفٍ

Hamsetun elafun

 

Arapçada harekeleme

Hareke

Hareke: Harfleri okumamıza yarayan işaretlere denir. Alfabe, Türkçedeki sessiz harflere karşılık gelirken; harekeler ise sesli harflere karşılık gelir. 3 hareke vardır: fetha yani üstün; kesra yani esre; damme yani ötre.

Fetha: Harflerin üzerine, sağdan sola eğik olarak yazılır. e, a sesi verir. Aşağıdaki kelimelerdeki harekesi üstündür.

جَعَلَ  ،  خَلَقَ  ،  غَفَرَ  ، نَصَرَ  ، صَدَقَ

Kesra: Harflerin altına, sağdan sola eğik olarak yazılır. ı, i sesi verir. Aşağıdaki kelimelerin orta harekesi kesradır.

غَضِبَ  ، رَضِيَ ، عَمِلَ ، وَسِعَ ، خَشِيَ

Damme: Harflerin üzerine, küçücük bir vav şeklinde yazılır. u, ü sesi verir. Aşağıdaki kelimelerin ilk harekesi dammedir.

فُتِحَ ، ذُكِرَ ، كُتِبَ ، ذُبِخَ ، وُضِعَ

Cezm: Üzerinde bulunduğu harfi, kendinden önceki harf ile bağlayan, küçük daire şeklindeki işarettir. Aşağıdaki kelimelerin son harflerinin harekesi cezmdir.

مِنْ ، قَدْ ، عَنْ ، هَلْ ، كُنْ

Şedde: Üzerinde bulunduğu harfi iki kere okutan ve önceki harfe bağlayan işarettir. Sağdan sola doğru yazılır. Aşağıdaki kelimelerin son harfleri şeddelidir.

ثُمَّ ، اِنَّ ، اِلاَّ ، لَعَلَّ ، اَنَّ

Tenvin: İsimlerin sonunda bulunan ve “n” sesiyle kelimeyi bitiren çift harekelerdir. Tenvin üç tanedir:Fethatân: İki üstün demektir. Kelimeyi “-en, -an” sesiyle bitirir. Eğer isim, yuvarlak te  (ة) veya hemze   ile bitmezse, iki üstün( ا ) ile birlikte yazılır. Şimdi iki üstün ile ilgili örnekleri inceleyelim:

كَثيرًا ، قَرْيَةً ، جَمِيعًا ، اَزْوَاجًا ، كِتَابًا ، مَاءً ، مَدْرَسَةً

Kesretân: İki esre demektir. Kelimeyi “-in, -ın” sesiyle bitirir. Şimdi de iki esre ile ilgili örnekleri inceleyelim:

شَدِيدٍ ، هَدِيَّةٍ ، قُوَّةٍ ، يَوْمٍ ، بَعْضٍ

Dammetân: İki ötre demektir. Kelimeyi “-un, -ün” sesiyle bitirir. Şimdi de ötre ile ilgili örnekleri inceleyelim:

فِتْنَةٌ ، حَسَنَةٌ ، جُنَاحٌ ، سَمِيعٌ ، مُصِيبَةٌ

Med: Med yani uzatma harfleri üç tanedir. Elif, vav ve ye. Bu harflere aynı zamanda illet harfleri de denir. Arapçada bazı durumlarda kelime içindeki harfler uzatılarak okunur. Bunun için gerekli olan şartlar vardır: Med harfinin uzatarak okutabilmesi için harekesiz gelmesi şarttır. Ayrıca eliften önceki harfin üstün; “vav”dan önceki harfin ötre; “ye”den önceki harfin de kesre olması gerekir.

“elif” med harfine ait örnekler:

كَانَ ، غَالِبَ ، جَاهَدَ ، قَالَ ، جَاءَ

“vav” med harfine ait örnekler:

يَقُولُ ، يُعْجِزُونَ ، اُوتِىَ ، اَعُوذُ ، يَصُدُّونَ

“ye” med harfine ait örnekler:

يُرِيدُ ، نُزِيقُ ، تَجْرِى ، اَلَّذِينَ ، يَمِيزُ

ELİF-İ MAKSURE: Med harfleri olan elif, vav ve ye’den başka, elif gibi uzatan ve elif gibi görev yapan bir de elif-i maksure dediğimiz, kelimenin sonunda “ye” şeklinde görülen bir elif vardır. Bu “ye” harfinin elif-i maksure adını alması için kelime sonunda olması ve fetha ile harekeli harften sonra sakin olarak gelmesi gerekir.

كُبْرَى ، سَلْمَى ، طُوبَى  kelimelerinde olduğu gibi. Bu kelimelerin son harfi, kendinden sonra elif varmış gibi uzatılır.

Kaynak:arapcaokulu.com

Arapça Öğrenmenin Yöntemleri

elifbetese Arapça Öğrenilebilir Bir Dildir

Hangi ilim dalı olursa olsun o ilmin öğrenilmesi öncelikle öğrencinin kişisel zekası ve gayretine bağlıdır. Öğrenim tekniği ne kadar doğru olursa olsun öğrencinin gayreti olmaksızın başarıya ulaşmak pek mümkün değildir. Bu yüzden Arapça öğrenmek isteyen bir talebenin mutlak surette günlük çalışması, Arapça öğrenimine günlük en az 2 saat vakit ayırması elzemdir.

Bir ilmin öğrenilmesinde en önemli faktör sürekliliktir. Nitekim Rasûlullah(s.a.v) (sallALLAHu aleyhi ve sellem) amellerin en hayırlısını “az da olsa sürekli olan” diye tarif ederek bu hususa dikkat çekmiştir. Hafta da sadece bir veya iki gün çalışılan bir ders mutlak surette birbirinden kopuk olacağı için derslerin verimi çok düşük olacaktır. Bu yüzden öğrencinin dersine mutlaka her gün çalışması gerekmektedir.

Arapça öğrenimine başlayan bir talebe öncelikle Arapça’yı niçin öğrendiğini belirlemelidir. Öncelikle “Ben bu dili niçin öğreniyorum?” sorusunun cevabı bulunmadan sağlıklı bir öğrenim metodu ortaya koymak mümkün değildir.

Uzun yıllardır Türkiye’de medreselerde uygulanan öğretim tekniğini uygulayan medrese hocaları ile modern usul dediğimiz öğretim tekniğini uygulayan kimseler arasında hangi metot üzerine eğitim yapılması gerektiğine dair ciddi tartışmalar yaşanmaktadır. Modern usulü benimseyenler medreselerde takip edilen metodu zaman aşımına uğramış, çağın tekniklerinden uzak bir eğitim anlayışı olarak isimlendirirler. Buna karşılık medreselerde klasik usulle Arapça öğretenler zaten muhaliflerini Arapça biliyor olarak dahi kabul etmezler.

Kanaatimce bu münakaşa “Neden Arapça?” sorusuna cevap vermemenin bir neticesidir. Zira medreselerde Arapça, öncelikle İslam ilimleri için alet ilmi olması adına öğretilmektedir. Öğrenci bir Arap ülkesine gitmek, Araplarla konuşmak, gazete ve dergi okumak, televizyon seyretmek gibi bir hedefi taşımamaktadır. Okumak ve anlamak istediği metin en az 200-300 yıllıktır. Ve özellikle ilk dönem İslam edebiyatına müracaat edecekse –ki bu İslam ilimlerini tahsil etmek isteyen bir kimse için zaruridir- öğrenci 1000 yıllık metinleri anlamakla mükelleftir. Ve elbette bu metinlerin müellifleri nahvin bütün kural ve kaidelerine hakim, Arapça’yı en güzel kullanan kimselerdir. Bu yüzden öğrencinin Arapça gramerine yönelik kaideleri en iyi şekilde beynine yerleştirmesi ve düşünmeden uygulaması gerekir. İşte bu yüzden medreselerde tedrici olarak nahiv kaideleri verilir, belki tek bir konu defalarca ancak farklı üsluplarla tekrar edilir.

Bununla beraber İslam ilimlerine vakıf olmak adına bir alet ilmi olması için Arapça öğrenen öğrenci, karşısında devamlı hareketsiz ifadeler bulacaktır. Örneğin bir metni okuyup anlamaya çalışacağı zaman metin karşısında durmaktadır. Anlamak için istediği kadar süresi vardır. Anlayamadığı zaman başa dönüp tekrar okuma ve anlamaya çalışma imkanı elindedir. Bundan dolayı metni anlama noktasında bir zorluk çekmemektedir. Buna karşılık Arapça konuşan birini anlaması ya da Arapça konuşması oldukça zordur. Zira takip ettiği eğitim tekniği bunun üzerine kurulmamıştır. Konuşma esnasında metinler hareketlidir. Birkaç dakika içinde bir çok şeyi anlamalı ya da konuşmalıdır. Bu ise onun için oldukça güçtür.

Buna karşılık Arapça’yı aslen İslam ilimleri için bir alet ilmi olarak okumayan, sadece modern metinleri anlama, bir Arabla konuşabilme, ona derdini anlatabilme, rahat bir şekilde gazete ve dergi okuyabilme adına öğrenmeyi hedefleyen öğrencinin nahiv kaidelerini bütünüyle hakim olması çok da ihtiyacı değildir. Özellikle konuşma dilinde bu kaidelerin hiç biri uygulanmamaktadır. Bununla beraber zaten bu öğrenci kendisinden yüzlerce yıl önce yazılmış kitapları okuma ve anlama gibi bir gayret içinde olmayacaktır. Bu yüzden bu öğrencinin işi bu noktada daha kolaydır. Zira yıllarını nahiv ilminin esaslarını öğrenme adına geçirmeyecek, bu konuları defalarca tekrar etmeyecektir.

Ancak bununla beraber bir dili konuşmak ve anlamak oldukça zordur. Zira bir metni okumakta olduğu gibi konuşma ve anlamada ifadeler karşınızda donuk değil hareketlidir. Herhangi bir kimseyle konuşurken karşınızdakinin ağzından cümleler dökülmeye başladığı andan itibaren onu anlamanız gerekmektedir. Ve konuşacağınız zaman düşünme, sözlük kullanma gibi imkânınız yoktur. İşte bundan dolayı modern usulde gramerden önce günlük konuşma diline yönelik metinlerle öğrencinin daha rahat konuşabilmesi ve de anlayabilmesi sağlanır. Pasajların içerisinde ise bilinmesi zaruri olan nahiv kaideleri kısa kısa öğrenciye öğretilir.

Bu yüzden öğrencinin işe yukarıda da belirttiğimiz gibi öncelikle “Neden Arapça öğreniyorum?” sorusunu sorarak başlaması ve buna göre bir metot takip etmesi gerekmektedir. Şayet özellikle İslam ilimlerine bir anahtar olması adına Arapça dilini öğreniyorsa Arapça’dan ziyade nahiv ilmini öğrenmesi mutlak surette zorunludur. Bunun içinde medreselerde okutulan nahiv kitaplarının bir hocadan ders alması gerekir.

Buna karşılık muhadese/konuşma ve anlama adına Arapça öğrenmeyi hedefleyen bir öğrenci günümüz Türkiye’sinde çeşitleri bol olan Arapça öğrenim setlerinden faydalanabilir. Bununla birlikte Türkçe olarak yazılmış gramer kitapları ihtiyacını karşılayacaktır.

Bir dili anlayabilmek ve konuşabilmek mutlak surette o dile ait kelimelerin karşılıklarını bilmekle mümkündür. Öğrenci ne kadar çok kaide bilirse bilsin “öğrenciler çalışkandırlar” cümlesini Arapçaya çevireceği zaman ya da bu cümlenin Arapçasını Türkçeye çevireceği zaman “öğrenci” kelimesinin karşılığını bilmiyorsa bildikleri kendisine hiçbir şekilde fayda sağlamayacaktır. Ne cümleyi Arapçaya çevirebilecek ne de Arapça olarak duyduğu bu cümleyi kendi dilinde anlayabilecektir. Bu yüzden öğrencinin elinden sözlüğü hiç düşürmemesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, kelime bilgisi olmadan ne anlamak ne konuşmak mümkün değildir.

Arapça içerisinde yüzlerce kuralı barındıran bir dildir. Hatalardan uzak doğru bir şekilde dilin kullanılması çok kısa bir zaman diliminde bu kuralları uygulamaya bağlıdır. Söz gelimi çok basit bir cümle olan “İki öğrenci çalışkandır” cümlesini Arapça’ya çevirecek olan bir kimsenin “öğrenci” kelimesinin Arapça karşılığının ” الطالبٌ” olduğunu bu kelimenin tesniyesinin  “الطالبان” şeklinde gelmesi gerektiğini, mübteda olarak cümlenin başında ve elif-lam almış bir şekilde getirilmesi gerektiğini, mübtedanın merfu olduğunu, tensiye kelimelerin raf halinde iken “Elif” ile irab edilmesi gerektiğini bilmelidir. Aynı şekilde bir bu kadar kuralı da “çalışkandırlar” kelimesinde uygulamalıdır. İşte basit bir cümle olan “iki öğrenci çalışkandır” cümlesini Arapçaya çevirecek olan bir talebenin birkaç saniye içinde tüm kuralları hatırlayıp cümle üzerinde uygulaması gerekir ki hatadan uzak bir cümle kurabilsin. Bu da ancak öğrenilen kuralları çok sayıda örnek üzerinde uygulamakla mümkündür.

Bir dilin konuşulması aslen işitmekle mümkündür. Bir çocuğun doğumundan sonra nasıl anne babasının dilini öğrendiğini düşünün. Çocuk sadece duyarak yani işitme yolu ile dili öğrenmektedir. Her ne kadar hiçbir şekilde kural ve kaide bilmiyorsa da kendisine konuşulanı kısa bir süre içinde anlayabilmektedir.

Arapça Öğrenmeye Giriş

 arapcaalfabe

Giriş
Arapça sıradan bir dil değil malumunuz o yüce Kitabımızın ana dilidir. Bu nedenle arapça öğrenimine  karşı eğilim oldukça fazla. Böyle olunca arapçayı bir hevesle öğrenmeye kalkışanlar olduğu gibi ciddi ciddi bu dili öğrenip dinini daha iyi anlamaya çalışanlar da çoğalıyor. Türkiye’de bu dili öğretim işi medreseler ve üniversitelerde yürütülmekte malumunuz. Ancak artık yadsınamaz bir gerçek olan internet de bu öğrenimde oldukça pratik ve hızlı bilgiler sunmakta. İşte ben de bilgim dahilinde bu yolu kullanarak kardeşlerimize faydalı olması ümidiyle bu yolu tercih edip zamandan yana sıkıntısı olanlara veya durumu müsait olmayanlara yardımcı olmak istiyorum. Mevla niyetimizi halis, çalışmalarımızı faydalı kılsın inşaallah.Arapça öğrenmek isteyenler ilk başta şunu iyi bilmek zorundadır. Dil öğrenimi esnasında ne kadar fazla kelime ve kalıpları ezberler, kelime dönüşümleri arasındaki bağı iyi kavrarsak o kadar hızlı öğreniriz arapçayı. Ayrıca bol bol tekrar, ara vermeden çalışma da olmazsa olmazlardan.
Arapça öğrenmek, Kur’an öğrenmek ile karıştırılmamalı. İlk esnada bu yanılgıya düşenler olabiliyor. Kur’an öğretiminde harfler geniş manasıyla tanıtılıp, okunuşları, yazılışları, seslendirilmeleri anlatılırken, Arapça öğretiminde bunlar yoktur. Hatta arapça bunun üstüne bina edilir. Yani arapça öğrenilirken genelde bu alt yapının olduğu bilinerek temel kelimeler, günlük ifadeler, zamirler, zamanlar ilk konu olarak karşımıza çıkar. Alt yapısı olmayan bir kişi dolayısıyla ne okuyabilir bunları ne de anlayabilir. Bu yüzden farka özellikle dikkat edelim, yeni başlayacakların ilk başta bu alt yapıya sahip olmaları gerekmektedir.
Arapça genel olarak “sarf” ve “nahiv” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Şimdi bunların manalarına sonra da arapçanın temeli olan harflerin tanıtılmasına geçelim.

Sarf:
 Kısaca şekil bilgisi demek olup, arapça kelimelerin aldığı şekilleri ve kalıpları incelemektedir.
Nahiv: Bu da kelimenin cümle içindeki durumunu ve buna göre i’rabını incelemektedir.

Şimdi de arapça kelimeleri oluşturan ve yazıp-okumamızı kolaylaştıran harfleri inceleyelim. Yukarıda da ifade ettiğim gibi burası aslında Kur’an öğretiminin ilk konusu ancak giriş olması ve bazı özel sesler olması hasebiyle bunu buraya ekledim. Bazı harflerin Türkçe’de olmamasından dolayı onlar için özel ifadeler ekledim. Tüm dersler burdaki harfler üzerine kuruludur, dikkatlice bakalım ve güzelce öğrenelim inşaallah. Buradaki incelik ve kalınlık özelliğine çok fazla takılmayalım, çünkü istisnalar ile beraber bazen farklılıklar yaşanmaktadır.

ء-ا = elif-hemze ince harftir. ( e, i, ü seslerini vermektedir.) 
ب = be ince harftir. (be, bi, bü) 
ت = te ince harftir. (te, ti, tü) 
ث = the (se) peltek-ince harftir. (the, thi, thü)
ج = cim ince harftir. (ce, ci, cü) 
ح = hâ ince harftir ama aşağıdaki he harfine göre kalın okunur. (ha, hi, hu) 
خ = khı (hı) Türkçe’de olmayan bir harftir. (kha, khı, khu)
د = dal ince harftir. (de, di, dü) 
ذ = szel (zel) peltek ve ince harftir. (sze, szi, szu)
ر = ra ince harftir. Kalın okunduğu yerler vardır. (ra, rı, ru) 
ز = ze keskin ve ince bir harftir. (ze, zi, zü)
س = sin ince harftir. (se, si, sü) 
ش = şın ince harftir. (şe, şi, şü) 
ص = sad kalın harftir. (sa, sı, su) 
ض = dad kalın harftir. (da, dı, du)
ط = ta kalın harftir. (ta, tı, tu) 
ظ = za peltek ve kalın bir harftir. (za, zı, zu)
ع = ayn ince harftir ama üstteki elif harfine göre kalın okunur. (a, ı , u) 
غ = ğayn kalın harftir. (ğa, ğı, ğu) 
ف = fe ince harftir. (fe, fi, fü) 
ق = qaf (gaf) kalın harftir. (qa, qı, qu) 
ك = kef ince harftir. (ke, ki, kü) 
ل = lam ince harftir. (le, li, lü) 
م = mim ince harftir. (me, mi, mü) 
ن = nun ince harftir. (ne, ni, nü) 
و = vav ince harftir. (ve, vi, vü) 
ه = he çok ince-yumuşak harftir. (he, hi, hü) 
لا = lamelif lam ile elif harfinin birleşmiş halidir lam harfine göre kalın okunur kendisi incedir. (la)
ى = ye ince harftir. (ye, yi, yü)Kaynak: İlyas Uçar